Mayıs 2018 – Diyetisyen Betül Ay Yılmaz

Aylık arşiv Mayıs 2018

ileBetül Ay Yılmaz

Homosistein Takibi Neden Önemlidir?

Homosistein Takibi Neden Önemlidir?

Homosistein kalp hastalıkları için takip edilmesi gereken önemli bir markerdir.     Kalp hastalıkları açısından özellikle aile öyküsünde çeşitli kalp hastalıkları bulunanlar, stresli bir yaşama sahip olanlar, egzersiz yapmayanlar, kronik yorgunluk sendromundan müzdarip olanlar, böbrek/tansiyon hastaları ve düzenli sigara kullananlar risk altındadır. İleriye dönük kalp hastalığına yakalanma olasılığı bu markerla daha çok önceden tespit edilebilmekte ve kişilerin yaşam tarzları ile ilgili risklerini en aza indirgeyecek gerekli önlemler alınabilmektedir. Plazma homosistein seviyesindeki artış ile vasküler hastalık arasındaki klinik ilişki, ilk defa 1969 yılında McCully tarafından ortaya konmuştur.  Araştırmacı plazma homosistein seviyesi yüksek ve homosistinürisi olan iki çocuğun otopsisinde yaygın arteryel tromboz saptamıştır. Sonraki araştırmalarda da bu hipotez onaylamış ve bugün artık hiperhomosisteineminin (homosistein yüksekliği) koroner kalp hastalığı için bağımsız bir risk faktörü olduğu kabul görmüştür.

Plazma Homosistein Ölçümü Nasıl Yapılır?

Yemeklerden sonra homosistein düzeylerinde kısmi yükselmeler olabileceği için, en son yemekten en az 12 saat sonra bakılması tavsiye edilmektedir. Normal total plazma homosistein seviyeleri açlık durumunda 5-15umol/L aralığındadır. Kang ve arkadaşları açlıktaki konsantrasyonlara göre hiperhomosisteinemiyi orta ( 15-30umol/L), ara (30-100umol/L) ve ağır (100umol/L) olarak 3 gruba ayırmışlardır. Günümüzde kabul edilen normal oran 5-15 µmol/L, arzulanan <10 µmol/L, hafif yükseklik değeri 15-25 µmol/L, orta yükseklik değeri  25-50 µmol/L, ağır yükseklik değeri  50-500 µmol/L’ dir.

Çalışmalar Ne Diyor?

Çalışmaların büyük kısmında artan plazma total homosisteininin koroner, serebral ve periferik vasküler hastalıklar için bir risk faktörü oluşturduğu bildirilmesine rağmen ancak son 5 yıl içinde kolesterol, sigara ve şişmanlık gibi diğer majör risk faktörleri arasında yerini almıştır. Homosistein, günümüzde kardiyovasküler, serebrovasküler ve periferal vasküler hastalıklar için doza bağımlı bir tarzda etkili olan diğer risk faktörlerinden bağımsız majör bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Boushey ve arkadaşları 27 prospektif ve retrospektif çalışmanın metaanalizini yayınlamışlar ve koroner arter hastalığı (KAH) ile hiperhomosisteinemi arasında güçlü bir ilişki olduğunu bildirmişlerdir. Başka bir çalışmada yüksek homosistein düzeylerindeki olası reaksiyonlar şu şekilde açıklanmıştır; reaktif oksijen türleri oluşumu, endotelyal toksisite, trombositlerin artmış adezyonu, pıhtılaşma faktörlerindeki değişiklikler ve azalmış adenozin üretimi. Homosistein yüsekliği LDL oksidasyonuna neden olmakta ve ayrıca vasküler hücrelerin biyokimyasal ve biyosentetik fonksiyonlarını etkileyerek vasküler matrikse de direkt olarak zarar vermektedir. Yine bir başka çalışmada homosistein seviyesindeki 5 µmol/L artışa karşılık koroner arter hastalığı riskinin kadınlarda %80  ve erkeklerde %60 arttığı ifade edilmektedir.

Homosistein Yüksekliği Nasıl Tedavi Edilir?

Diyetle alınan vitamin B6, B12 ve folat düzeyi ile plazma homosisteini  ters orantılıdır. Aşırı sigara, alkol ve kafeinli kahve içen kişilerde homosistein yükselirken fizyolojik aktivite ile homosistein seviyesi düşer. Bu tür hayat tarzı faktörlerinin etkisi kadınlarda erkeklerden daha belirgindir. Kronik alkoliklerde, etanolün vitamin durumunu etkilemesi sonucu homosistein seviyesi artarken orta derecede etanol tüketenlerde homosistein düşmektedir. Diğer bir önemli yaklaşım doğru ve temiz omega 3 kaynakları ile damarların rahatlatılması ve temizlenmesidir. Bu önlemlerle, homosistein metabolizmasında etkili olan metilasyon süreci ve metiyonin yolağı düzgün çalışır, kalp ve beyin damarları dahil damar sisteminin içini döşeyen endotel tabakası üzerindeki stres azalır, dejeneratif değişikliklerin ortaya çıkması önlenmiş olur.

*Daha detaylı bilgi edinmek için ‘Kalbin Ne Kadar Sağlıklı?’ yazımı okuyabilirsiniz.

Uzm. Dyt. Betül AY YILMAZ

Referanslar:
http://www.totmdergisi.org/articles/2002/volume9/issue2/2002_9_2_15.pdf
https://www.journalagent.com/tkd/pdfs/TKDA_29_3_181_190.pdf
https://synevo.com.tr/tr/Homosistein-Nedir
http://tkb.dergisi.org/pdf/pdf_TKB_29.pdf
http://www.turkpsikiyatri.org/blog/2012/04/07/vitamin-b-12-folat-ve-homosisteinin-bilissel-bozukluklar-ile-iliskisi/

 

 

ileBetül Ay Yılmaz

B12 ve Bilişsel Fonksiyonlar

Vitamin B12 ve folat diye bilinen vitamin B9 merkezi sinir sisteminin gelişimi, farklılaşması ve işlevselliğinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu vitaminler DNA ve protein sentezi için gerekli olan metil gruplarının temininden sorumlu yolaklarda görev alırlar ve homosistein metabolizması ile ilişki içindedirler. Vitamin B12 veya folat eksikliği homosisteinin metiyonin denilen proteine remetilasyonunda azalmaya yol açar ve bu da hücreler için tehlikeli olan homosistein düzeyinde yükselmeye yol açar. Beyin homosisteini metabolize edecek alternatif yollardan yoksundur. Bundan dolayı beyinde homosistein metabolizması yeterli folat ve vitamin B12 düzeyine bağımlı olarak yürür.

Özellikle glia (sinir hücresi) hücrelerinin B12 deposu çok azdır ve negatif B12 dengesinden hızlı bir şekilde etkilenirler. Kabaca bu durum yaşlı populasyonun %10’unda, demansı bulunan yaşlıların ise %17’sinde saptanabilmektedir. Vitamin B12’nin normal serum düzeyi 200-900 pg/ml’dir. Ayrıca  vitamin B12 eksikliğinde metilmalonil-KoA metilmalonik aside dönüşür. Metilmalonik asit nörotoksik olabilmekte yani sinir hücrelerine zarar verebilmektedir. Bu nörotoksik etkiler hücre kültürü çalışmaları ve hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Bunun yanısıra serum B12 ve BOS (beyin omurilik sıvısı) folat düzeyleri yaşla azalma gösterebilmektedir.

Vitamin B12’ nin İşlevleri:

  • Asetilkolin üretimini arttırdığı ve beyinde sinir iletimini düzenlediği için Alzheimer hastalığında koruyucu rolü olabileceği düşünülmektedir.
  • Folik asit ile birlikte doğum defektlerini önlemekte önemli rol oynamaktadır.
  • Folik asit ve B6 vitamini ile birlikte kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önleyici rol oynamaktadır.
  • Çocuklarda görülen astımların, depresyonun, şeker hastalığına bağlı nöropatilerin tedavisinde kullanılmaktadır.
  • Düşük sperm sayısı ve spermlerdeki hareket yetersizliğinin tedavisinde de B12 vitamini kullanılmaktadır.
  • HIV pozitif kişilerin % 35 inde vitamin B12 eksikliği olduğu bulunmuştur. Yararı tam olarak kanıtlanamasa da AİDS tedavisinde vitamin B12 eklenmektedir.
  • Bağışıklık sistemini ve sinir sistemini güçlendirmektedir.
  • Kırmızı kan hücrelerinin üretimi için B12 vitaminine gereksinim vardır.
  • Akıl ve sinir hastalıklarında önemli işlevleri vardır.
  • Beyin küçülmesini önlemekte, bilişsel kapasiteyi arttırmaktadır.
  • Mikrobik hastalıklara karşı direnci arttırmaktadır.
  • Ortalamanın altındaki boy uzunluklarında yararlıdır.
  • Öğrenme ve bellek kapasitesini geliştirmekte ve enerjiyi arttırmaktadır.

Vejetaryenler Dikkat:

Vitamin B12 genel olarak hayvansal gıdalarda bulunmaktadır. Dana eti, dana karaciğeri, böbrek, süt ve süt ürünleri, peynir, yumurta, midye, dil balığı, ringa balığı, uskumru, sardalya B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. Sebzelerde ise B12 vitamini bulunmaz. O sebeple vegan beslenme şeklinde mutlaka tablet şeklinde alınmalıdır.

Vitamin B12 Eksiklik Nedenleri:

  • Mideden salınan intrinsik faktör eksikliği,
  • Transkobalamin II’nin genetik olarak eksikliği veya polimorfizmi,
  • Tükrük bezlerini etkileyen hastalıklar,
  • Gastrik hastalık, by-pass operasyonları,
  • Helicobakter pylori enfeksiyonu,
  • Pankreas ve ince barsak üst bölümü hastalıkları,
  • İleal hastalık veya rezeksiyon (Çölyak hastalığı),
  • Emilim bozuklukları (malabsorbsiyon),
  • İlaçlar: H2 reseptör blokörleri, proton pompa inhibitörleri, antiasit ilaç kullanımı,
  • Diyet (Vejeteryan diyet),
  • İleri yaş.

Çalışmalar Ne Diyor?

Vitamin B12’ nin tipik psikiyatrik göstergeleri ilgisizlik, yorgunluk, depresif duygu durum, bilinç bulanıklığı ve bellek yakınmalarıdır. Demansın önlenebilir nedenleri arasında sayılmakta ve demans değerlendirmesinde düzeyleri rutin olarak istenmektedir. Vitamin B12 eksikliği olan hastaların %75-90’ında nöropsikolojik semptomlar vardır. Normal ya da yüksek folat düzeyi olan vitamin B12 eksikliği bulunan hastalarda, folat düzeyi düşük olanlara göre nörolojik komplikasyonlar daha sıktır.

Demans ve bozulmuş bellek işlevine sahip hastalarda plazma ve BOS’ta azalmış folat ve B12 ile artmış homosistein düzeyleri saptanmaktadır. Demanslı hastalarda bilişsel, fiziksel ve sosyal bozulmanın ciddiyeti homosistein düzeyi ile ilişkili bulunmuştur. Düşük folat ve yüksek homosistein düzeylerinin hem demanslı hem de sağlıklı bireylerde özellikle korteks, amigdala ve hipokampus atrofisiyle ilişkisi bildirilmiştir.  Başka bir rahatsızlığı bulunmayan sağlıklı bireylerde folat ve vit B12 eksikliği bilişsel bozukluk ve demans gelişimi için riski arttırmaktadır. Eussen ve arkadaşları vitamin B12 eksikliği olan normal ve bilişsel bozukluğu olan 195 kişilik bir örneklemde bilişsel testlerdeki iyileşmenin plasebo grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğunu bulmuşlardır.

Geçmişte B12 düzeyi bakılmamış ise aşağıdakilerden birinin varlığında:

  • Demansın davranışsal ve psikolojik semptomları olanlarda,
  • Öyküsünde gastrik bypass, mide rezeksiyonu, terminal ileum hastalığı veya rezeksiyonu, pankreas yetmezliği olanlarda,
  • Uzun dönem levodopa, antihistaminik, proton pompa inhibitörü ve metformin tedavisi alanlarda B12 düzeyi bakmak faydalı bir yaklaşımdır.

Vitamin B12 vücutta kritik kavşaklarda rol almakta ve pek çok sistemi ya da önemli yolağı manipüle etmektedir. Bazal metabolik hızı düzenlemekten, DNA metilasyonuna kadar çok geniş bir spektrumda çalışmaktadır. Bu yüzden eksiklikler tespit edilip mutlaka telafi edilmeye çalışılmalı ve tedavide mutlaka B12’nin aktif formu olan metilkobalamin kullanılmalıdır.

Uzm.Dyt.Betül AY YILMAZ

Kaynaklar:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3874776/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22221769
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4683909/
https://academic.oup.com/epirev/article/35/1/2/550735
http://www.bekircol.com/vitbiyokimya/powerpoint/salih.pdf
http://www.turkpsikiyatri.org/blog/2012/04/07/
https://academic.oup.com/ajcn/article/86/5/1384/4650721
https://www.medscape.com/viewarticle/751760
http://www.jneuropsychiatry.org/peer-review/vitamin-b12-deficiency-cognitive-impairment-and-neuroimaging-correlates.html